5 Kasım 2009 Perşembe

5070 SAYILI KANUN ÇERÇEVESİNDE TÜRK HUKUKUNDA GÜVENLİ E-İMZA

Türk Hukukuna E-imza 5070 sayılı kanunla gelmiş olup, 5m ile hukuki çerçevesi çizilmiştir. Kanun m.4 ile e-imzanın tanımın yapmış; Münhasıran imza sahibine bağlı olan, sadece imza sahibinin tasarrufunda bulunan güvenli elektronik imza oluşturma aracı ile oluşturulan, nitelikli elektronik sertifikaya dayanarak imza sahibinin kimliğinin tespitini sağlayan, imzalanmış elektronik veride sonradan herhangi bir değişiklik yapılıp yapılmadığının tespitini sağlayan imzaya güvenli e-imza demiştir. Benzer şekilde Borçlar Kanunumuz da m.14 ile buna paralel bir düzenleme getirmiştir. Humk m.295/A da hukuk usulünde E-imzanın kullanım alanını belirlemiştir. Bunun yanında ıslak imzanın inkarı halinde nasıl ki mahkeme Humk m.308 anlamında tarafları çağırmak, isticvab etmek, istiktab ve bilirkişi incelemesine götürüyorsa güvenli e-imza içinde aynı hükmün kıyasen uygulanacağını ifade etmektedir. Bugün gelinen noktada gerek mahkemelerin uygulaması gerekse e-imzanın hâkimler tarafından tam olarak anlaşılamamış olması bu hükmün uygulanabilme ihtimalini zayıflatmaktadır.
AB direktifi E-imzayı tanımlamış olup, bünyesinde gelişmiş(ileri) E-imza ve Güvenli E-imza düzenlemiştir. Türkiye’nin kabul ettiği e-imza güvenli e-imzadır. Aslında ikisi arasındaki temel fark, gelişmiş e-imza da, verisign gibi şirketlerden imza alınırken bunların bağlı olduğu kurumlar bulunmamakta; güvenli e-imza ise, elektronik sertifika sağlayıcılarından temin edilmektedir. Aralarında regülasyon ve güvenlik denetimi açısından farklılıklar bulunup, teknolojileri aynıdır.
Türkiye’de e-imza şirketleri tarafından alınan bir e-imza mevcut yasal düzenlemeler nedeniyle uluslar arası alanda kullanılamamaktadır. Bu imkânın varlığı için, e-imzanın mevcut ilişkinin karşı tarafında tanınması gerekmektedir. Bu sebeplerde ötürü uluslar arası dolaşımın sağlanması için yabancı sertifikalara ilişkin hükmün yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Zira 5070 sayılı E-imza kanunundaki hükümler emredici niteliktedir.
E-imza incelenmesi gereken önemli kavramlardan biri zaman damgasıdır. Bir belge e-imza ile imzalandığında bu belgenin ne zaman oluşturulduğunu belirlemek için zaman damgasının alınması gerekir. Zaman damgası, e-imzayı atarken, atılan imzayı doğrulamak ve arşivlemek amacıyla veyahut e-imzadan bağımsız olarak oluşturulan bir elektronik doküman için kullanılabilir. Böylece o belgenin ne zaman e-imza ile oluşturulduğu uydu aracılığıyla belirlenebilecektir. Bu husus özellikle bir hukuki işlemin e-imza ile ne zaman yapıldığının veya üzerinde bir değişikliğin yapılıp yapılmadığının tespit ve ispatı açısından önem taşımaktadır. Zaman damgası e-imza şirketlerinden temin edilebilmektedir.
E-imza’nın gerek sertifika sağlayıcıları tarafından verilmesi gerekse e-imza sahibi tarafından kullanılması sırasında uyması gereken birtakım yükümlülükler ilgili yönetmeliklerle düzenlenmiştir. Böylelikle e-imzanın sahibi dışında başkaları tarafından kullanılmasının, erişilmesinin engellenmesi amaçlanır. Zira e-imza adı verilen sistemin için kişinin münhasıran kimlik bilgileri bulunduğundan bu bilgilerin başkaları tarafından haksız bir şekilde kullanılması tehlikesi ortaya çıkabilecektir.
AB direktifinde olmayan fakat Türkiye tarafından E-imza ile ilgili olarak getirilen bir düzenleme de kurumsal başvurudur. Bir tüzel kişiliğin, çalışanları veya müşterileri veya üyeleri veya hissedarı adına yaptığı nitelikli elektronik sertifika başvurusu olarak ifade edilmektedir. Bu sistem Türkiye’de büyük kolaylık sağlamıştır.
E-imza yanında kullanılan bir diğer yöntem ise Mobil imzadır. Bunlar arasında hukuki sonuçları bakımından hiçbir fark olmayıp, ıslak imzanın doğurduğu sonuçlar e-imzada olduğu gibi mobil imzaya da bağlanmıştır. Sadece kullanılan platformlar açısından farklılıkları vardır. Ayrıca mobil imza e-imzadan daha kullanışlıdır.
İbrahim Ethem ABİKOĞLU

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder